 |
Bloglar / Kategorilerden Bağımsız |
 |
|
|
O Bir Girişimci
Onu tanıdığımda çalıştığım fabrikanın depo elemanıydı. Verilen işi yapar, malları istif yapar, araçlara yüklerdi. Bir gün depoya bilgisayar geldi akşama kadar açma kapama düğmesini aradı ama bulamadı. Zamanla sora sora bilgisayar kullanmayı öğrendi. Bir gün depo sorumlusu işten ayrıldı, depo sorumlusu oldu. Zamanla depo düzeni kurmayı, depoyu çekip çevirmeyi öğrendi. Bilgisayar kullanmak mı, artık format bile çekebiliyordu.
Bir gün çalıştığı fabrika satıldı. Yeni firmaylada anlaşamadı. Eeee ne olacaktı peki?
O kadar çok hayali vardıki. Aldığı Dış Ticaret eğimi sırasındaki ilk ders “ Girişimcilik”ti . aklına o zaman koymuştu. Ben kendi işimi yapacağım, diyordu. Hayallerinde fabrikalar kurdu, fabrikalar yıktı. Neler sattı neler sattı. Sonunda Bir süt ürünleri fabrikasının bayiliğini aldı. Elindeki üç-be kuruşu, ve aldığı borçları bu dükkana yatırdı. Ama çok çalıştı. 2 ayda 2 ayrı dükkan açtı. Şimdi Çankırı’da tanınan bir esnaf. “Gönülsu Gıda” Çankırı'da.
Ben bu yazıyı neden mi yazdım? İmrendim çünkü. Bir insan bir şeyi hayal etti ve çalıştı. Heyecanı vardı, en önemlisi GİRİŞİMCİLİK ruhu vardı. İçinde girişimcilik isteği olupta çekinenlere sözüm. Vazgeçmeyin, hayallerinizin arkasından koşun ama çalışın. Armut piş ağzıma düşle olmuyor. O istedi ve çalıştı. İnşallah Allah’da yürü ya kulum der.
Allah yolunu açık etsin arkadaşım. |
|
|
Günlerdir sabah programlarını izlerken bu soru aklıma takılıyor. Her kanalda bir doktor çıkıyor, genç kalmanın yolları, vücudunuza iyi bakmanın yolları, hangi bitki hangi hastalığa iyi geliyor? Botoks yaptırın kırışıklıklardan kurtulun, detoks yapın toksinlerden kurtulun v.s yani insan hepsini uygulamaya kalksa tamamen karışacak.
Özellikle kadınlar yaşlanmamak ve hep güzel kalmak çabasındayız. Kilo almamak ve yaşlanmamak için her şeyi yapıyoruz. Nereye kadar? Eninde sonunda kabul etsek de etmesek de yaşlanmayacak mıyız? Yaşlanacağız. O zaman bu kadar kendimizi neden harap ediyoruz?
Sağlıklı olalım tabiî ki, sağlıklı olmak için dengeli beslenelim, dengeli uyuyalım, spor yapalım. Ama sağlık için çok gerekmedikçe botoks v.b işlemlere gerek duymalım. Kırışıklıklardan bu kadar ürkmeyelim. Onlar insanların tecrübeleri, onların insanların hatıraları olmalı. Kırışıklık olmasın diye botoks yaptıranların tepki veremediklerine şahit oluyoruz. Komik oluyorlar. Gülemiyorlar, ağlayamıyorlar, hep mutlu hep mutlular. Ama insan olaylara karşı doğru tepki verebilmeli, gerektiği yerde gülmeli, gerektiği yerde ağlamalı değil mi?
Gelelim detoksa, vücudumuzdaki toksinlerden arınmak. Çok güzel ihtiyacımız olan bir şey. Ama detoks sadece toksinlerden arınmak mı? Hayır. Detoks yaparken hem vücudumuzdaki toksinleri atıyoruz, hem de ruhsal olarak toksinleri atıyoruz. Yani hem maddi hem manevi arınma yapıyoruz. Gerçi Müslümanlar bunu yılın 1 ayında oruç tutarak yapıyorlar zaten. Fakat anlatılanları abartanlar var maalesef. Detoks yapacağız diye bağırsaklarını ilaçla boşaltanlara da rastladık. Bu ne kadar doğru. Sağlık için çok gerekmedikçe böyle bir şey niye yapılır ki? Bağırsakları boşaltmak için dengeli beslenmek yeterlidir. Posalı yiyeceklerle bu işlem çok kolay yapılır. Ama TV kanallarına çıkarak detoks, detoks, detoks diye anlatınca doktorlar, bilinçsiz insanlarda işi iyice abartmış.
Sözüm her doktora değil ama TV kanallarındaki bu doktorlar yüzünden yemek yemekte zorlanır oldum, onda kanser yapıcı etki var, bunda troit etkisi, şunda yağ yapıcı falan falan falan. İnsanlar doktorsuz yaşayamaz oldu. Herkesin bir doktoru var. Sağlıklı olalım tamam ama bu nedenle doktorlarında kolay para kazanması kolaylaşır oldu sanki. Eskiden hastalanınca doktora giderdik, şimdi ne yiyelim diye doktora danışır ve para öder olduk. Ve doktorlarda haliyle daha kolay para kazanır oldular.
Şimdi bu sözlerim tepki alabilir ama benim kafam tıp konusunda hayli karıştı. Gıdalar konusunda zaten iyice tedirgin olmuştuk, şimdi işin içine doktorlarda girdi. Peki biz ne yapacağız? Ben doktorlardan korkar oldum. Özellikle TV ye çıkanlardan. Ama dengeli beslenme, dengeli uyku ve spor anlayışım devam ediyor. Allah doktorların eline düşürmesin, doktorsuzda bırakmasın.
Sağlıklı ve mutlu kalın.
Rümeysa KOÇ |
|
|
Günde 4 bardak süt içmenin, kemiklerin kırılma riskini yüzde 72 azalttığı bildirildi.

Zürih Üniversitesi ve Dartmouth Tıp Fakültesinden bilim adamları, yaşam boyunca süt içmenin kadın ve erkek üzerindeki etkilerini araştırdı.
20-80 yaşındaki 930 sağlıklı kadın ve erkekten oluşan katılımcıları 2 gruba ayıran araştırmacılar, ilk gruba 4 yıl boyunca günde 1200 miligram kalsiyum (4 bardak süte eşit), diğer gruba plasebo verdi.
4 yılın sonunda araştırmacılar kalsiyum takviyesi alanların, günlük işlerinde ya da spor yaparken kemiklerinin kırılma riskinin diğer gruptakilere göre yüzde 72 az olduğunu, bu süre zarfında ilk gruptakilerden 4'ünde, ikinci gruptakilerinse 14'ünde kemik kırılmasına rastlandığını belirtti.
Araştırma, belirli oranda süt (kalp krizi riski olanlar için kaymaksız) ve süt ürünlerinin hayat boyunca tüketiminin faydalı olabileceğini gösteriyor.
Paris'teki Cochin Hastanesinden Christian Roux de, menopoz sonrasında, kadınların kalsiyum tedavisi almasının kırılma riskini yüzde 10 azalttığını belirtirken, herkesin takviyeye ihtiyaç duymayabileceğini, besinlerden alınan miktarın yeterli olabileceğini, aşırı kalsiyum alımının böbrek taşlarının oluşması riskini artırabileceğine dikkati çekti.
Günde 4 bardak süt içmenin, kemiklerin kırılma riskini yüzde 72 azalttığı bildirildi.
Zürih Üniversitesi ve Dartmouth Tıp Fakültesinden bilim adamları, yaşam boyunca süt içmenin kadın ve erkek üzerindeki etkilerini araştırdı.
20-80 yaşındaki 930 sağlıklı kadın ve erkekten oluşan katılımcıları 2 gruba ayıran araştırmacılar, ilk gruba 4 yıl boyunca günde 1200 miligram kalsiyum (4 bardak süte eşit), diğer gruba plasebo verdi.
4 yılın sonunda araştırmacılar kalsiyum takviyesi alanların, günlük işlerinde ya da spor yaparken kemiklerinin kırılma riskinin diğer gruptakilere göre yüzde 72 az olduğunu, bu süre zarfında ilk gruptakilerden 4'ünde, ikinci gruptakilerinse 14'ünde kemik kırılmasına rastlandığını belirtti.
Araştırma, belirli oranda süt (kalp krizi riski olanlar için kaymaksız) ve süt ürünlerinin hayat boyunca tüketiminin faydalı olabileceğini gösteriyor.
Paris'teki Cochin Hastanesinden Christian Roux de, menopoz sonrasında, kadınların kalsiyum tedavisi almasının kırılma riskini yüzde 10 azalttığını belirtirken, herkesin takviyeye ihtiyaç duymayabileceğini, besinlerden alınan miktarın yeterli olabileceğini, aşırı kalsiyum alımının böbrek taşlarının oluşması riskini artırabileceğine dikkati çekti.
Günde 4 bardak süt içmenin, kemiklerin kırılma riskini yüzde 72 azalttığı bildirildi.
Zürih Üniversitesi ve Dartmouth Tıp Fakültesinden bilim adamları, yaşam boyunca süt içmenin kadın ve erkek üzerindeki etkilerini araştırdı.
20-80 yaşındaki 930 sağlıklı kadın ve erkekten oluşan katılımcıları 2 gruba ayıran araştırmacılar, ilk gruba 4 yıl boyunca günde 1200 miligram kalsiyum (4 bardak süte eşit), diğer gruba plasebo verdi.
4 yılın sonunda araştırmacılar kalsiyum takviyesi alanların, günlük işlerinde ya da spor yaparken kemiklerinin kırılma riskinin diğer gruptakilere göre yüzde 72 az olduğunu, bu süre zarfında ilk gruptakilerden 4'ünde, ikinci gruptakilerinse 14'ünde kemik kırılmasına rastlandığını belirtti.
Araştırma, belirli oranda süt (kalp krizi riski olanlar için kaymaksız) ve süt ürünlerinin hayat boyunca tüketiminin faydalı olabileceğini gösteriyor.
Paris'teki Cochin Hastanesinden Christian Roux de, menopoz sonrasında, kadınların kalsiyum tedavisi almasının kırılma riskini yüzde 10 azalttığını belirtirken, herkesin takviyeye ihtiyaç duymayabileceğini, besinlerden alınan miktarın yeterli olabileceğini, aşırı kalsiyum alımının böbrek taşlarının oluşması riskini artırabileceğine dikkati çekti.
http://www.haberbiz.com/?sec=haberdetay&haberID=15643 |
|
|
| Prof. Dr. Emine Yeniterzi |
|

Bütünüyle dinî kültürle içice olan klasik edebiyatımızda mevlid, sîre, hilye, mi'râc-nâme, Hicretü'n Nebi, şefâatnâme, kırk hadis, yüz hadis gibi Hz. Peygamber'le ilgili zengin türlerden biri de "Esmâ-i Nebî"dir. Cenâb-ı Hakk'ın isimlerinin topluca verildiği Esmâ-i Hüsna tarzındaki manzumelere benzer şekilde; hem Allah'ın, hem de bütün Müslümanların ortak sevgilisi olan Hz. Peygamber'in dînî kültürde yer alan isimlerinin manzum veya mensur, müstakil eserler halinde toplanılması da bir gelenek olmuştur.
İnancın yanında, bizzat Hz. Peygamber'in bir hadisi, şairleri Esmâ-i Nebî konusunda yazmaya teşvik etmiştir. Bir hadiste; Hz. Peygamber'in isim ve sıfatlarını yazan, okuyan ve asan kimsenin evine bela, hastalık, dert, illet, göz değmesi, haset, büyü, yangın ve yıkıntı gibi şeylerin yaklaşmayacağı gibi; ism-i şeriflerinin orada bulunduğu sürece ev halkına fakirlik, zehirlenmek, gam gibi sıkıntıların da gelmeyeceği belirtilir. Bu hadis dolayısiyle Hilye-i Şerifler yanında Esmâ-i Nebî levhaları da asırlarca Müslüman evlerinin birer süsü olmuştur.
Hz. Peygamber'in; Kur'ân-ı Kerim ve hadislerde belirtilen isimleri ile İslâmî kültürde yer alan isim, sıfat, künye ve lakapları pek çok mensur esere konu olmuştur. Bu eserlerden en çok şöhret bulanı Süleyman Cezûlî'ye aittir. Hz. Peygamber'in iki yüz bir ismini ele alarak açıklayan bu eseri on altıncı asırda Kara Davud İzmitî Türkçe olarak şerhetmiştir. 'Tevfiku Muvakkıfu'l-Hayrat li-Neyli'l-Berekât Fî-Hidmeti Menbai's-Saâdet" (7) adlı şerh halk arasında kısaca Delâil-i Hayrat Şerhi veya Kara Davut adıyla bilinir. Burada Hz. Peygamber'in en meşhur iki yüz bir adının verilmesine mukabil, bazı eserlerde O'nun bin veya iki bin yirmi ismi olduğu görüşleri de mevcuttur. Zîrâ; isimlerin çokluğu ismi alan kişinin şerefine işaret eder düşüncesiyle, Hz. Peygamber'de mevcut olan bütün sıfatlardan O'nu medheder mahiyette isimler türetilmiştir.
Yüce Peygamber'in bu türden ve sayısı bini geçen isimlerinin bir kısmı Kur'ân-ı Kerim'de, hadislerde, kendisinden önce gelen mukaddes kitap ve sayfalarda belirtilmiş; bir kısmı Esmâ-i Hüsnâ veya diğer peygamberlerin isimleriyle ortak olmuş, diğerleri de dînî ve edebî kültürümüzde yalnızca O'na has özel adlar olarak kullanılmıştır. Buna göre Hz. Peygamber'in isimlerini aşağıdaki tasnif içinde değerlendirmek mümkündür:

- Kur'ân-ı Kerim'deki isimleri: Ahmed, Emin, Beşîr, Burhan, Hâtem, Dâî, Rauf, Rahim, Rasûlu'r-Rahme, Sirâc, Münîr, Sırât-ı Müstakim, Tâ-Hâ, Yâ-Sîn, Hâ-Mîm, Abd, Urvetü'l-Vüskâ, Kademü's-Sıdk, Muhammed, Müddesir, Müzzemmil, Mustafa, Müctebâ, Nebiyyü'l-Ümmî, Nezîr, Ni'metullâh, Hâdî.
- Diğer kitap ve sayfalardaki isimleri: İncil'de; Ahmed, Baraklit, (veya Faraklit), Hanbatâ, Rûhu'l-Hâk, Rûhu'l-Kuds, Sâhîbü'l-Kâdîb, Sâhîbü'n-Naleyn. Tevrat'ta; Ahyed, Bidbid, Dahûk, Mütevekkil, Muhtar. Zebur'da; İklîl, Cebbar, Hamyâtâ, Hâthât, Kayyim, Mukîmü's-Sünne. Diğer peygamberlere indirilen suhufta; Ehûnâh, Tâbtâb, Müşeffih, Ecîr, Hâtem, Mâzmâz, Munhaminnâ'.
- Hadislerde belirtilen isimleri: Ahmed, Ahyed, Emîn, İmâmü'l Muttakîn, Haşir, Habîbullâh, Râkibül-Burak, Rasulü'r-Rahme, Rasûlü'r-Râhe, Rasûlü'l-Melâhim, Seyyidü'l-Mürselîn, Seyyid-i Veled-i Âdem, Sabık, Şeff, Şâfı', Müşeffa', Sâhîbü'l-Hâtem, Tâ-Hâ, Zahir, Âkıb, Abdullah, Kâidü'l Gurri'l-Muhaccelîn, Kuşem, Mâhî, Muhammed, Müddessir, Müzzemmil, Muktefî, Mukaffa, Nebiyyü't-Tevbe, Nebiyyü'r-Rahme, Nebiyyü'l-Melhame, Yâ-Sîn.
- Esmâ-i Hüsna ile ortak olan isimleri: Evvel, Âhir, Cebbar, Hâmid, Hamîd, Hâk, Habîr, Ra'ûf, Rahim, Şâhid, Şehîd, Şekûr, Sâdık, Azız, Azîm, Afüvv, Alîm, Fettâh, Kuddûs, Kavı, Zû-Kuvve, Kerim, Ekrem, Mübeşşir, Mübîn, Mahmûd, Mü'min, Müheymin, Nûr, Velî, Mevlâ, Hâdî, Yâ-Sîn.
- Hz. Peygamber'in diğer Peygamber ve Din büyükleriyle ortak olan isimleri: Yüce Peygamberin Ahmed, Muhammed, Âkıb, Haşir, Mukaffa, Nebiyyü'l-Melhame gibi isimleri yalnızca kendisine hastır. Ancak Rasûlullah, Nebiyyullah, Abdullah, Şâhid, Mübeşşir, Nezîr, Nebiyyü'r-Rahme, Nebiyyü't-Tevbe gibi isimleri diğer peygamberlere de verilmiştir. Bu arada Hz. Adem'in Safıyyullâh, Hz. İbrahim'in Halîlullâh, Hz. Musa'nın Kelîmullâh, Hz. İsa'nın Rûhu'l-Kuds, Hz. Ali'nin Murtezâ ve Müctebâ, İmâm Gazzali'nin Hüccetü'l-İslâm isimleri aynı zamanda Hz. Peygamberin de ismidir.
- Yalnızca Hz. Peygamber için kullanılan tabirler: Dînî ve edebî metinlerde geçen Fahr-i Kâinat, Fahr-i Âdem, Mefhar-ı Âlem, Ebü'l-Mü'minîn, Hayru'l-Mürselin, Kân-ı Şefaat, Mahbûb-ı Hâk, Muîn-i Beşer, Rasûlü's-Sakaleyn, Seyyidü's-Sâdât, Seyyidü'l-Mürselîn, Sultânı Enbiyâ gibi terkipler doğrudan Hz. Peygambere işaret eden tabirlerdir. Bu sebeple kültürümüzde ve edebiyatımızda Yüce Peygamber için kullanılan bu tabirlerin, sıfat manası dikkate alınmadan birer özel isim olarak telakki edilmeleri ve imlada da büyük harflerle yazılmasının daha doğru olacağı kanaatindeyiz.
- Hz. Peygamber'in edebî mahiyetteki isimleri: Edebî metinlerde, özellikle na'tlarda Hz. Peygamber için sultan, ay, güneş, deniz, inci, gül, bülbül, servi, çerâğ, tabîb gibi motifler ele alınırken; bu teşbih ve istiarelere bağlı terkipler çoğu zaman birer isim olarak kullanılmıştır. Bunlardan bazıları: Meh-i Burc-i Fezâyil, Bedr-i Dücâ, Mâh-ı Münîr, Sadr-ı Bedr-i Kâinat, Âyîne-i Ezel, Mir'ât-ı Huda, Cevheri Zât, Dürre-i Beyzâ, Dürr-i Yetîm, Şems-i Kevneyn, Şems-i Sübhân, Âfitâb-ı Evc-i Dîn, Neyyir-i A'zam, Sehâb-ı Rahmet, Tabîb-i Marîz-i İsyân, Menba-ı Âb-ı Hayât, Nizâmü'l-Âlemîn, Rûh-i-A'zam, Ser-Çeşme-i Kerem, Serv-i Bostanı Dîn, Şâhenşâh-ı Asfiyâ, Ukde-Güşâ gibi.
- Hz. Peygamber'in isimleriyle ilgili bütün bu tasniflerin dışında: O'nun değişik zaman, mekan ve topluluklara göre aldığı adlar da ayrı bir kategori teşkil eder. Buna göre Hz. Peygambere; Ahmed isminin dünyaya gelmeden önce, Muhammed'in hayatta iken, Mahmûd adının da kendisinden sonra verildiği konu edilir.
Ayrıca Ka'bu'l-Ahbâr'dan nakledilen bilgilere göre Hz. Peygamber: "ehl-i cennet meyânında ABDÜ'L-KERÎM, ehli berzah indinde ABDÜ'L-CEBBÂR, melâike-i arş lisânında ABDÜ'L-HAMÎD, şâir fıriştegân beyninde ABDÜ'L-MECÎD, peygamberân arasında ABDÜ'L-VEHHÂB, cinniyân içinde ABDÜ'R-RAHİM, şeyâtînde ABDÜ'L-KAHHÂR, cibâlde ABDÜ'L-HALLÂK, bahrde ABDÜ'L-KÂDÎR, balıklarda ABDÜ'L-KUDDÛS, haşerâtta ABDÜ'L-MUGÎS, vahşilerde ABDÜ'R-REZZÂK, sibâ yani yırtıcı hayvanlarda ABDÜ'S-SELÂM, dört ayaklı hayvanlar indinde ABDÜ'L-MÜ'MİN, kuşlar indinde ABDÜ'L-GAFFAR" isimleriyle bilinmektedir.
Buraya kadar görülebileceği gibi Hz. Peygamber'in gerek edebî, gerek dînî; O'nun her yönden maddî ve manevî üstünlüğünü, örnek oluşunu, Hakk'ın ve Müslümanların sevgisini ifade eden yüzlerce ismi vardır. Bu isim ve sıfatlar ile mahiyetleri konusunu ele alan mensur eserler yanında, edebiyatımızda yalnızca bu konu üzerinde yazılmış müstakil manzumeler de vardır. | http://www.sonpeygamber.info/tr/content/view/39/53/lang,tr/ |
|
|
Detoks Kimler İçin Gerekli ve Nasıl Uygulanabilir?
Herkesin belirli aralıklarla vücudunu dinlendirmeye ve vücudunu temizlemeye ihtiyacı var. Aslında vücutlarımız her gün, özellikle gece ve sabah erken saatlerde, kendisini temizlemeye programlanmıştır.
Alfa Yayıncılık tarafından piyasaya çıkarılan "Detoks" adlı kitapta Daniel Reid detoks ihtiyacımızı şöyle tarif ediyor: "Vücutta toksinlerin tutulmasının iki temel sebebi vardır. Birincisi yiyeceklerde, havada ve suda doğal olmayan çevresel toksinlere aşırı maruz kalmamız yüzünden oluşan, metabolizmanın doğal seviyenin çok üstünde toksin yüklenmesi. Diğeri ise, sağlıksız kişisel alışkanlıklar, aşırı yorgunluk ve hiperaktif modern yaşam stilleri yüzünden zayıflayan sinir sistemi sebebiyle işlemeyen normal atılım sürecidir."
Herkesin kendi yaşam tarzına ve ihtiyaçlarına göre değişik miktarlarda ve şekillerde detoksa ihtiyacı var. Reid'in kitabında bu konu bütün hatları ile gayet açık seçik ve detaylı olarak yer alıyor. Ancak siz bu kitaptan derlenen bilgiler ışığında ana hatlarıyla yapılması ve yapılmaması gerekenleri öğrenebilirsiniz.
Detoksa İhtiyacınız Olduğunu Gösteren İşaretler
Baş ağrısı, sırt ağrıları, sık sık soğuk algınlığına yakalanmak, yorgunluk, eklem ağrıları, burun kaşıntısı, sinirlilik, deri döküntüleri, öksürük, uyku hali, deri kızarıklıkları, göğüs hırıltısı, gözlerde iritasyon, uykusuzluk, bulantı, boğaz ağrısı, savunma sisteminizde yavaşlama, baş dönmesi, hazımsızlık, boyun tutulması, değişken ruhsal yapı, anoreksiya, sinüslerin tıkanması, anksiyete, ağız kokusu, dolaşım bozukluğu, ateş, depresyon, kabızlık.
1 . İlk önce soluduğumuz hava temiz olmalı. Doğru bir şekilde solunum yapmayı bilmeli, diyaframımızı kullanmayı öğrenmeliyiz.
2 . Kanımızda bulunan oksijen miktarı düşük olmamalı. Aksi takdirde detoks yapamayız çünkü oksijen var olan en etkili antioksidandır. 200 yıl önce atmosferde yüzde 38 oranında oksijen bulunurken bugün sadece yüzde 19 oksijen mevcut. Tüm toksinler vücuttan atılmak için önce oksijenle birleşmeli, bu nedenle oksijen takviyesi almak için ozon ve oksijen tedavileri uygulatmak çok önemli.
3 . Yenilenler ve içilenler toksik olmamalı. İçtiğiniz suyun kalitesi çok önemli. İdeal bir diyet uygulandığında dahi içilen suyun ph derecesi ile vücudunuzun asit dengesini bozabilirsiniz. Su, ideal olarak ph 7.35 ile 7.60 değerleri arasında olmalıdır. İçtiğiniz suyun değerlerini bilmiyor ya da belirtilene güvenmiyorsanız, herhangi bir laboratuvara giderek değerleri çok ucuza öğrenebilirsiniz.
4 . "AsiditeDetoks" kitabının yazarı Daniel Reid'e göre sağlıklı bir vücutta kan ve diğer vücut sıvılarının birçoğu, deniz suyuna benzer şekilde hafif alkaliktir. Alkalik ve oksijen, sağlıklı olmanın ve güçlü bir bağışıklık sisteminin şartlarıdır; bakteriyel, virütik ve mantar kökenli enfeksiyonlar oksijenle yeterince beslenmiş ve alkalik dokularda gelişemezler. Mikropların neredeyse tamamı bu ortamda etkisiz hale gelir. 5 . Demek ki detoks yaparken amacımız; asit oranımızı ph 7 oranında tutmaya çalışmak ve oksijen oranımızı arttırmak olmalıdır. Bu sonuçları elde etmek için düzenli bir şekilde beslenip, yaşam tarzımızı da değiştirmeliyiz.
Detoks Programları
Detoks, sadece beslenme ile sağlanamıyor. Beslenmemizde yapacağımız değişikliklerle vücudumuza yeni toksinler eklemeyi kısıtlayabiliriz ancak var olan toksinleri vücuttan atmak için egzersizlerle terlememiz gerekir. Ayrıca idrar ve dışkı yoluyla da zehirlerimizi atabilmeliyiz.
Ülkemizde de çok çeşitli spa merkezleri ve otellerde, uzman doktorlar tarafından uygulanan destek tedaviler mevcut. Ancak evde haftada bir, üç ya da yedi gün veya en uzun 15 günlük kürler uygulayabilirsiniz. Uzman kontrolü olmayan ev tedavilerinde daha temkinli davranmanızı öneriyoruz.
Evde Detoks Detoks'un beslenme ayağında çok çeşitli seçenekler ve programlar söz konusu. Detoks'ta ufak birkaç değişiklikten tutun da sadece elma yenilen, meyve suları tüketilen diyetlere ve hatta sadece su içilen oruçlara kadar uzanan çok geniş bir yelpaze söz konusu. Herhangi bir radikal diyet veya uygulamadan önce mutlaka doktora danışmalısınız. Su Orucu, meyve suyu diyeti veya tek tip gıda ile yapılan aşırı programları uygulamadan önce dikkatle düşünün. Çünkü bu tip diyetlerin yarardan çok zararı olabilir.
Beslenme Dışında Toksin Alımını Azaltmak İçin Neler Yapmalıyız?
PİŞİRME METOTLARI: Tükettiğimiz gıdalar kadar önemli bir diğer unsur ise pişirme metotlarımız. Kızartma yapmamaya, yağı aşırı ısıtmamaya özen göstermeliyiz. Haşlama ya da buharda pişirme usullerini tercih etmeliyiz. Ayrıca pişirme yapılan kapların paslanmaz çelik, cam veya porselen olmasına dikkat etmeliyiz.
SABUNLAR VE DETERJANLAR: Gerek bulaşık yıkarken gerekse banyoda kullandığımız sabunların, bitkisel özlerden olmasına dikkat etmeliyiz. Kimyasal katkıları olan ürünlerden kaçınmalıyız.
DENİZ SUYU MUCİZESİ: Denize yakın bir yerde oturuyorsanız ve suyun temizliğinden eminseniz, her gün birkaç damla deniz suyunu içme suyuna damlatarak içmeniz vücut asit dengeniz için son derece yararlı olacaktır. Denizde yüzmenin de tedavi edici özellikleri var ve günde belirli aralıklarla suya girilmesi çok yararlı.
DENİZ VE DAĞ HAVASI: Bu gibi mekanlarda havanın iyonizasyonu ve kalitesi farklı olduğundan, "biraz dağ havası almak" veya " deniz havası solumak" hurafe değil. Sağlık üzerinde oksijen arttırıcı ve denge düzenleyici etkileri var.
DETOKS SAĞLAYAN ÇAYLAR: Başta yeşil çay olmak üzere birçok bitkisel çayın detoks etkisi yüksektir. Papatya, ginseng, ginko biloba, ekinezya, kırmızı pancar, zencefil, meyankökü de toksin arındırıcı özellikleri olan önemli kaynaklardır.
DUŞ VE BANYO: Sıcak suyun ve su ile masajın faydaları büyük. Ayrıca ölü derilerimizden arınarak gözeneklerimizi açtığımız takdirde toksinlerden daha kolay kurtulabiliriz. Cilde kuru fırça ile yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırarak, ciltteki oksijen oranını arttırır. Cildimiz ve iç organlarımıza çok yararlıdır. Küveti su ile doldurup, evde detoks yapmak istediğinizde cildi tahriş eden zararlı kimyasallar içeren sabunlar yerine, papatya, biberiye, okaliptüs ve adaçayı gibi doğal yağlar kullanmayı tercih etmelisiniz. Ayrıca banyonuza yarım bardak içme sodası ve/veya deniz tuzu da ilave edebilirsiniz.
KOKULAR: Kokular bizim tahminimizden çok daha önemli. Çağlar boyunca çeşitli hastalıklar insanlığı tehdit ederken, bu virüs ve bakterilerden en az etkilenen veya hiç etkilenmeyen grup insan, çiçekler, çiçek suları ve yağlarıyla uğraşanlar olmuş. Kimyasal kokular bu kategoriye girmezler ve zararları da vardır.
VİTAMİNLER: Detoks sırasında, beslenme programınızı ve diğer tedavilerinizi desteklemek için alınması gereken en ideal antioksidan vitaminler: çinko, kalsiyum, B vitaminleri (özellikle B3), C vitamini, selenyum, A vitamini, E vitamini olarak özetlenir.
Baharat ve Çaylarla Arınma Programı
İyi bir beslenme programına ilaveten:
Uyanınca: Bir bardak ılık suya bir kaşık limon suyu veya bir kaşık elma sirkesi ekleyerek için. Yemeklerde: Maydanoz ve sarımsak tüketin (tercihen çiğ), ayrıca kırmızı biber ve zencefil (çorbalara katılarak tüketilebilir) de tüketilmesi gerekir. Yemek Aralarında: Papatya, zencefil, ıhlamur, meyankökü gibi arındırıcı çaylar tüketin. Akşam: Papatya çayı rahatlatıcı özelliği ile uyku için de idealdir.
İdeal Beslenme
* Haftada 1 kez vücudumuzu arındırmamız gerekiyor. Örneğin bir gün boyunca sadece evde sıkılmış doğal meyve suyu, içme suyu ve yanında çiğ meyve ve sebze tüketmemiz öneriliyor.
* Bunları sofranızdan kaldırmaya ya da çok ender tüketmeye çalışın. Kırmızı et, şarküteri etler, sakatat, rafine edilmiş gıdalar, konserveler, şeker, tuz, doymuş yağlar, kahve, alkollü içecekler ve nikotin.
* Mümkün olduğunca organik gıda tüketmeye çalışın.
* Sadece filtre edilmiş, mineralleri uygun ve ph düzeyi 7 veya üzerinde olan içme sularından tüketin.
* Yumurta, buğday, süt ve ürünlerini belirli dönemlerde sıra ile yiyin. Hepsini aynı dönemde tüketmemeye özen gösterin.
* Mevsim meyve ve sebzelerini tüketmeye özen gösterin.
* Sofranızda en sık bulunan ürünler: meyve, sebze, yeşillik, tahıl, baklagiller, düşük yağ oranlı süt/yoğurt/peynir, organik beyaz et ve taze balık olmalı.
* Limon asidik olarak düşünülse de, vücudumuz için en ideal asit düzenleyici maddelerdendir ve her gün bir miktar tüketilmesi hararetle tavsiye edilir.
* Doğanın antibiyotiği olan sarımsak, insan yapımı antibiyotikler gibi yan etkileri olmayan muhteşem bir antioksidandır. Belirli aralıklarda sarımsak kürü yapılması tavsiye edilir.
* Bir bağ maydanozu kaynayan suya atıp, suyun altını kapatın ve bu suyu ılık olarak gün içerisinde tüketin, hem klorofil hem de diğer vitaminler açısından ideal detoks ajanı olacaktır.
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=157920 |
| Toplam 20 Blog, 4 Sayfada Gösterilmektedir. |
|
[1] 2 3 4 » »»
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
Takvim |
 |
| « |
Temmuz - 2008 |
» |
| PT |
SL |
ÇŞ |
PŞ |
CM |
CT |
PZ |
| |
1 |
2 |
3 |
4 |
5 |
6 |
| 7 |
8 |
9 |
10 |
11 |
12 |
13 |
| 14 |
15 |
16 |
17 |
18 |
19 |
20 |
| 21 |
22 |
23 |
24 |
25 |
26 |
27 |
| 28 |
29 |
30 |
31 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|